Ruh sağlığı sohbet

DİJİTAL DÜNYADA EBEVEYNLİK

2019.11.21 12:19 psikiyatrist DİJİTAL DÜNYADA EBEVEYNLİK

İçinde yaşadığımız dijital çağda teknoloji kullanımı her yaştan birey için kaçınılmaz. Dijital alanlara her gün bir yenisi ekleniyor. Her yerde teknolojinin zararları ve çocukları teknolojiden “koruma”nın şifreleri anlatılıyor. Öte yandan okullarda akıllı tahtalar, internetten verilen ödevler; çağı yakalama çabaları; bu uyarı ve önerilerle epeyce çelişiyor. Ebeveyn, eğitimci ve sağlıkçılar bir hayli endişeli! Çocuğunuz “otizmli olacak”, “obez olacak”, “hiperaktif olacak”, “bağımlılığın kollarında”,… gibi başlıklarla yapılan yayınlar, ailelerin teknolojiyi bilinçli kullanmak yerine tümden yasaklamaları ya da kaçınmalarına neden oluyor. Bu mümkün olmadığı gibi, gerekli ve yararlı da değil. Yasaklanan her şey kendi cazibesini doğurur. Bugünün çocuklarının dijital çağda en iyi şekilde gelişmeleri için hem analog, hem de dijital deneyimlere ihtiyaçları var. Dijital dünyada ebeveynlik
Medya kaynaklı kışkırtıcı haberler karşısında ne yapmalı?
  1. Kulaktan dolma “kopyala-yapıştır” paylaşım furyasına dikkat!
  2. Haberlerin başlıklarına aldanmayın, söz edilen araştırmaları kendiniz de inceleyin.
  3. Korku ve suçlulukla hareket etmeyin.
  4. Çelişkili tavsiyeler arasında bocalamamak için bilimsel verilerden şaşmayın.
  5. Bu konuda yazılmış uzman görüşlerini ve kitapları okuyun.

TEKNOLOJİK ÇOCUKLUKLAR

Kaiser Aile Vakfı’nın 2010, Common Sense Media’nın 2013’teki araştırmasına göre: 1970’lerde çocuklar 4 yaşında ekranlarla tanışırken, günümüzde 4 aylıkken tanışıyorlar. İlk 8 yaşta ekran karşısında 2 saat geçirilirken, 8-18 yaş arası günde 7.5-8 saati buluyor. Fermuar çekemez düğme ilikleyemezken akıllı telefonu gözü kapalı kullanan çocuklar; çorba karıştırmadan, vida sıkmadan, evde yaşına uygun sorumluluk almadan büyüyen(!), 24 saat çevirimiçi minik youtuber’larımız var! Çocuklarımız büyük hızla gelişirken; fiziksel, sosyal ve zihinsel olarak geri kalma tehlikesi ile de karşı karşıyalar.

YETİŞKİNLER NE YAPMALI?

  1. Dijital hayatı keşfetmeleri, sağlıklı ve ölçülü kullanabilmeleri için çocuklarımıza rehber olmalı
  2. Sanal dünyada öğrendiklerini gerçek dünyada uygulamaya geçirmelerini desteklemeli, yardımcı olmalı
  3. Güvenli internet kullanımı; sosyal medya adabı, akran zorbalığı, siber-zorbalık konularında eğitimlere katılmalı
  4. Yeni araçlar geliştikçe ve çocuk büyüdükçe, bilgiler güncellenmeli

EKRAN KARŞISINDA GEÇİRİLEN ZAMAN HANGİ YAŞTA NE KADAR OLMALI? KESİN SÜRELER VAR MI?

Sadece yaşlara bakarak ekran karşısında geçirilecek kesin süreler belirtmek gerçekçi değil. Burada her bireyin ve durumun biricik olduğu gerçeği akılda tutularak, ilk 2 yaş ekranla hiç karşılaşılmaması, 2-5 yaş arası günde 1 saat, 5-12 yaş arası 1-2 saat geçirebileceği söylenebilir. Bu sürenin tamamı mutlaka ebeveyn ya da bir büyüğün eşliğinde olmalı ve izlenilen görüntüler hakkında söyleşerek, çocukla etkileşerek zaman geçirilmeli. 7 yaştan itibaren, TV de dahil edilecekse günde 1-2 saat gibi rakamların gerçekçi olmadığını hepimiz biliyoruz. O nedenle günlük saatlerden bahsetmekten çok; günü planlamaları, bilgisayar ya da telefon ile uzun zamanlar harcayacaklarsa bu süreyi haftasonu ya da haftanın belli günlerinde blok olarak kullanmaları seçeneği değerlendirilebilir.

TEKNO-İHMAL NEDİR? NASIL ÖNLERİZ?

2013’teki bir araştırmaya göre telefonlarımızı günde yaklaşık 150 kere kontrol ediyoruz. Bu toplam 3 saat ediyor ve bunun 2 saati sosyal medyada geçiyor. Avusturalya’da 6000 çocuk üzerindeki bir araştırmada çocukların %32’sinin ebeveyninin onlarla teknolojik aletlerden daha az zaman geçirdiği bulunmuş. Çoğumuz bir dikkat dağınıklığı halindeyiz. Dijital çağın çocuklarımızı etkilemesinden endişe ederken, kendimiz üzerindeki etkilerini görmezden geliyoruz. Çocuklarımızı, yediğimizi içtiğimizi, yaptıklarımızı sosyal medyada sürekli paylaşıyor, anıları kaydetme ve paylaşma zorlantısı, gelişmeleri kaçırmama korkusu (FOMO) yaşıyor; kendimizi, çevremizi ve çocuklarımızı ihmal ediyor, anda kalma becerilerimizi yitiriyoruz.
Çocuklar kesintisiz dikkate ihtiyaç duyar. Gününü çeşitli zamanlarında teknoloji ile ilişkimizi kesmeli, çocuklarımızla anlamlı ilişkiler kurmalıyız. Ekranlar bizi gerçek ebeveynlik görevlerimizden koparmamalı! Nasıl örnek olduğumuz, sınır ve denge önemlidir. Farkındalık ve an’da kalma becerileri konusunda kendimizi geliştirmeli, çocuklarımıza da rol model olmalıyız. Yemek, oyun, yatak odasında teknoloji kullanımını sınırlamalı; telefona eve girmeden, çocuk yattığında, uyanmadan bakma alışkınları geliştirmeli; teknolojiyle geçireceğimiz zamanı belirlemeli, gerekirse alarmlar kurmalıyız.

KENDİNİ YÖNETME BECERİSİ KONUSUNDA KOLAYA MI KAÇIYORUZ?

Amerikan Konuşma-Dil-İşitme Derneği’nin 2015’teki araştırmasında 8 yaş çocuğu olan ebeveynlerin yarısının çocuklarının öfke kontrol ve özdenetim ve davranış sorunlarını geçiştirmek için teknolojiye başvurduğu gösterilmiş. Teknolojiyi “dijital emzik” olarak kullanmaktan vazgeçmeli, çocuklarımıza kendi kendini yatıştırma ve duygularını düzenleme becerisi kazandırmalıyız. Aksi halde kaçıngan, bağımlı bireyler yetiştiririz.

SOSYAL MEDYA VE TEKNOLOJİ SOSYAL BECERİLERE ZARAR VEREBİLİR Mİ?

Sosyal medya ve oyunlar çocukların sosyalleşmesine kısmen olanak sağlasa da, çocuklar kişilerarası becerileri geliştirmek; duygu ve niyetleri okumayı öğrenebilmek için yüz yüze iletişim ve temas gereksinirler. Yüz yüze iletişimden uzaklaştıkça sosyal beceriler geriler, iletişim ve ilişki sorunları oluşur. Ekran karşısında geçirdikleri zaman denetlendiğinde çocukların daha fazla sosyal ipucu yakalayabildikleri gösterilmiş.

SİBER-ZORBALIK NEDİR? NASIL MÜCADELE EDİLİR?

Siber-zorbalık internet üzerinden; görsel, sözlü şiddet içeriğine, rahatsız edici, tacizkâr ya da pornografik içeriklere maruz kalma; rahatsız edici mesajlar alma, alay konusu olma, gruplardan atılma,… şeklinde olabilir. 8-17 yaş arası çocukların %20’si siber-zorbalığa maruz kalıyor. Çocuklar genelde bu tür durumlarla nasıl baş edileceğini bilmez. Tıpkı cinsel taciz ve istismarda olduğu gibi siber-zorbalık konusunda çocukların eğitilmesi gerekir. Neyin siber-zorbalık olduğu; nasıl baş edecekleri, büyüklerinden yardım almaları gerektiği öğretilmeli. Çocuklar empati ve davranışlarının sonuçlarını öngörme konusunda daha yetersizdir, bir zorbaya dönüşmemeleri için paylaşacakları içerik ve yorumlar konusunda bilinç kazandırılmalıdır.

ZORBALIĞA DUR DE!

  1. Dur! Zorbalık eden kişiye yanıt yazma
  2. Engelle: Engelle ama kanıtları kaydet
  3. Bildir: İnternet sitesi yöneticisine ya da bir büyüğüne bildir
  4. Maruz kalanı destekle, aşırı tepki verme, suçlama
  5. Yardım istediği için takdir et
  6. Birlikte çözüm ara
  7. Sağlıklı teknoloji kullanımı konusunda teşvik et yasaklama

ŞİDDET İÇERİĞİNE MARUZ KALMANIN NE GİBİ SONUÇLARI OLUR? NASIL KORUNABİLİRİZ?

Çocuklar Youtube’da bir çizgifilm izlerken şiddet içeren bir görüntüye 3 tık uzaktalar. Birlikte izleme ve model olma o açıdan gerekli. Şiddet içeren içeriğe maruz kalma, özellikle bilgisayar oyunları; çocukların şiddet gösteren davranışlar sergilemesine zemin hazırlar. Küçük çocukların haberleri izlememesi; büyük çocuklarla ise bazı haberlerin birlikte izlenerek, üzerinde konuşularak rehberlik edilmesi yararlıdır.

PORNOGRAFİK İÇERİKTEN NASIL KORUNURUZ?

Çocuklar pornografi ile 11’li yaşlarda tanışıyor. Bazı çocuk ürünleri çocuk karakterlerin cinselleştirildiği örüntüler içeriyor. Çocuklarda hızlı cinselleşme söz konusu. Sadece içeriğe maruz kalmıyor, kendilerinin videolarını çekip paylaşarak pornografi üretiyorlar. Bu konuda son derece uyanık olmalı, önlemler almalıyız.

UYGUNSUZ İÇERİĞE ERİŞİMİ ENGELLEMEK İÇİN

  1. İnternete Family Zone gibi filtreler kullanın
  2. Telefon, tablet ve bilgisayara ebeveyn denetimi ve filtreler kurun (Her bir kullanıcı için ayrı oturum açılabilir.)
  3. Google’da güvenli arama seçeneğini açın (Otomatik olarak cinsel içerikleri engeller.)
  4. Youtube kullanırken güvenlik modunu açın (tam filtre sağlamasa da etkin!)
  5. Çocuklar için olan internet tarayıcılarını kullanın (Zoodler, Kidoz,…)
  6. Youtube’da listeler oluşturun ( Kids video, Kids Youtube play list,… )
  7. İzledikleri gördükleri materyalle cinsellik hakkında açık net kapsayıcı ve destekleyici sohbetler edin
  8. Salon, mutfak gibi kullanım alanları belirleyin bunun dışındaki alanlarda kullanım olmasın
  9. Bu yöntemlerin hiç biri %100 koruyucu değil ve ebeveyn gözetimi şart!

SOSYAL AĞ KULLANIMI KAÇ YAŞINDA BAŞLAMALI? NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

On yaşındaki çocukların yarısı bir sosyal ağ kullanıyor. Sosyal onay ve akranlarla bağ kurma ihtiyacı bu yaşlarda öne çıkıyor. Pek çok oyunun çevrim içi sohbet özelliği var. Çocuklar teknolojiyi kullanmakta oldukça becerikli olsa da; siber görgü kuralları, etkileşim ve güvenlik becerileri konularında tedbirsizler. 8-12 yaş çocuklar bizim rehberliğimizde internet deneyimleri kazanabilirler. Çocuklarımızın hangi bilgi ve içerikleri paylaşabileceği hakkında onları eğitmeliyiz. Paylaştıklarımızın dijital ayak izlerimiz olduğu bilincini kazandırabilir, beraber paylaşımlar yaparak örnek olabiliriz.
  1. Teknolojiyi çocuklarla birlikte kullanın
  2. Skype ya da interaktif kitap uygulamaları gibi uygulamalarla sizin de onayladığınız dost ya da akrabalarla bağlar kurmasını sağlayın
  3. Kendi teknoloji alışkanlıklarınız konusunda dikkatli olun
  4. Ebeveyn filtreleri kurun

UYKU AÇISINDAN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

Erişkinler gibi çocuklar da teknoloji aşırı kullanımı nedeniyle kronik yorgunluk sendromu ve uykusuzluk yaşıyor. Gecede 1 saat az uyuyan bir ilkokul öğrencisinin bilişsel becerisi ve öğrenme kapasitesi 2 yaş geriye kayabiliyor. Sağlıklı ve sürdürülebilir uyku alışkanlık ve becerileri için: � Uykudan öce gevşemeye ve sakinleşmeye geçilmelidir. Yatak odalarımızda teknolojik cihazlar bulunmamalı, TV ya da telefonla uyumamalı, ekran parlaklığını düşüren mavi ışık filtreleri kullanılmalı; uyku saatinden 90 dakika önce ekranlardan uzaklaşmış olmalıyız.

UYKU İÇİN ÖNERİLER

  1. Yatmadan önce ekran karşısında geçirilen süreyi yavaş yavaş azaltın
  2. Uykudan önce tempolu etkinliklerden uzak durun
  3. Ekrana alternatif; yavaşlatıcı uyku rutinleri bulun (kitap okuma, yoga, meditasyon, masaj)
  4. “Teknolojiye paydos” saatleri belirleyin
  5. Dijital cihazlar için yatak odası dışında şarj istasyonları belirleyin ve sabaha kadar orada bırakın
  6. Sağlıklı uyku alışkanlıkları konusunda örnek olun!

OYUN VE AKTİVİTE ZAMANI KONULARINDA NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

Her yaştaki çocuğun oyun hakkı vardır. Planlı oyunlar dışında plansız oyun saatleri, boş vakitler, yaratıcı sıkılmalar da gereklidir. Doğa ile iç içe olma en önemli ihtiyaçlardan biridir. Çocuklar bir saat fiziksel olarak aktif oyunlar oynamalılar. Ekran karşısında yeme alışkanlıklarına dikkat etmeliler. Dijital oyunları tamamen zararlı değildir; yararlı ve geliştirici olabilirler. Çeşitli uygulamaları araştırarak çocukların kullanımlarına sunabiliriz. Common Sense Media, Children’s Technology Review, Kapi Awards gibi sitelerden bu konuda bilgiler alabiliriz. Yine teknolojiyi kullanarak dijital olmayan oyunu Skype ya da Whatsapp görüntülü arama üzerinden arkadaşlarıyla oynayabilmeleri, birebir sosyal etkileşim sağlayacaktır.

BİLGİ OBURLUĞU, BİLİŞSEL TEMBELLİĞE Mİ YOL AÇIYOR? BİLİŞSEL KAPASİTEMİZİ NASIL GÜÇLENDİRİRİZ?

30 yıl öncesine göre en az 5 kat fazla bilgi tüketiyoruz. Erişim kolaylaştıkça değeri azalıyor. Belleği kullanmak, notlar almak yerine Google’a navigasyon uygulamalarına ve ekran görüntülerine başvuruyoruz. Beynimizin yapması gereken görevleri cihazlara devrediyoruz.

ÖNERİLER

  1. Çocukların izledikleri/oyunları hakkında konuşmak (Ne anladılar, akıllarında ne kaldı?)
  2. Basılı kitaplar da okumak
  3. Filmleri cep telefonundan değil ailece izlemek
  4. Hafıza oyunları, sanal olmayan hikâye anlatımlı, soru cevaplı oyunlar oynamak
  5. Google’dan aramak yerine sözlük ya da ansiklopedilerden araştırma yapmak

DİJİTAL BAĞIMLILIK

Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı-5 (DSM-5) kitabının ekinde bulunan İnternette Oyun Oynama Bozukluğu (İOOB) önerilen tanı kriterleri:
  1. İnternet oyunları üzerine aşırı kafa yorma,
  2. Oyun oynamadığında yoksunluk belirtilerinin görülmesi,
  3. İstediği heyecanı duymak için giderek artan süreyle oyun oynama gereksinimi,
  4. Birçok kez başarısızlıkla sonuçlanan oyun oynamayı denetim altına alma, azaltma ya da bırakma çabası,
  5. İnternet oyunları dışında hobi ve eğlenceye ilginin azalması,
  6. Psikososyal problemleri olduğunu bilmesine rağmen, aşırı miktarda devam eden oyun oynama davranışı,
  7. Ne kadar oyun oynadığını gizlemek için aile üyelerine, terapistine ya da başkalarına yalan söyleme,
  8. Sorunlarından kaçmak ya da olumsuz duygu durumdan kurtulmak için oyun oynama,
  9. İnternet oyunlarına katılımdan dolayı önemli ilişki, okul, iş, eğitim ya da kariyer fırsatlarının kaybı
Son bir yıl içerisinde beş ve daha fazla kriterin gözlenmesi, internette oyun oynama bozukluğuna işaret etmektedir. Endişeleniyorsanız bir haftalık teknoloji kullanım günlüğü ve saati tutabilir, bu konuda çalışan bir ruh sağlığı uzmanına danışabilirsiniz.

SAĞLIKLI DİJİTAL ALIŞKANLIKLAR KAZANIN

  1. Doğa zamanları (park, piknik, gezi) planlayın
  2. Etkinlikler arasında dinleme molaları verin
  3. Film izlerken telefona bakmayın, mesajlara bakarken sosyal medyaya girmeyin. Her seferinde tek bir iş için süre belirleyin onu yapın çıkın
  4. Bildirim uyarılarını kapayın
  5. Belli internet sitelerine belli zamanlarda girilmemesini sağlayan kısıtlayıcı uygulamalar kullanın
  6. Cihazlar uçuş modunda kalsın, modemler kullanılmadıkça kapalı olsun.
  7. Evinizde teknolojisiz alanlar belirleyin
  8. Stresi azaltın, meditasyon ve farkındalık becerilerini öğrenin, öğretin

ÇOCUĞUNUZLA KRİZ YÖNETİMİ İÇİN İPUÇLARI

  1. Kurallarınız net olsun, tutarlı davranın, kendinizle çelişmeyin, taviz vermeyin
  2. Teknoloji ve sosyal medya görgüsü kazandırın (Uçuş moduna nasıl alınır, neler paylaşılır, neler kabaca ve zorbalıktır?…)
  3. Medya planı yapın: Ne kadar?, Nerede?, Ne zaman?, Hangi teknoloji? Hangi içerik? Kiminle? ölçütlerini belirleyin
  4. Değişimi aşama aşama uygulayın, radikal hamleler işleri zorlaştırabilir
  5. Dakika sınırlaması değil bölüm ya da oyun “level”ına göre belirleyin
  6. Zamanlayıcı kullanın, cihazları ellerinden almayın siz kapatmayın kendileri kapatsınlar
  7. B planınız olsun, cihazı kapatınca yapılabilecek etkinlikleri önceden bir listeye yazmak yararlı olabilir (Bir miktar sıkıntı gösterse de sakinleşecektir.)
  8. Sağlıklı dinlenme göz ve duruş alışkanlıkları kazandırın. Gözlerini sık kırpıştırıp molalar vermesini, ekran parlaklığı ve ışık yansımalarını ayarlamasını, işitme yüksekliğini ayarlamasını, sokakta yürürken kulaklık takmamasını, 20 dakika çalışıp 20 saniye mola vermesini, uzaklara bakarak hareket etmesini; ergonomik duruş, göz hizası beden duruşunu ayarlamasını, uygun mouse, “ergobreaks” hatırlatıcılar kullanmasını öğretin, örnek olun, hatırlatın
  9. Öfke nöbeti olursa bir sonraki gün de aynı şeyin yaşanabileceğini ve yeniden izin vermek konusunda çekincenizi belirtin. Davranışlarının sonucu olacağını hissetmesini sağlayın. Bunu tehdit ya da şantaj gibi yapmayın.
  10. Yargılamadan ve suçlamadan dinleyin, seçenekler sunun
  11. Duygularınızı ve endişelerinizi makul bir şekilde paylaşın
  12. Sakin zamanlarda böyle durumlar için neyin yararı olacağını birlikte konuşun ve plan yapın
  13. Paylaştıklarınızın çocukların karşısına çıkabileceğini, arkadaşları ya da kötü niyetli kimseler tarafından kullanılabileceğini anımsayın
  14. Paylaşımlar yaparken iznini/fikrini alın, fikir verin.
  15. Ekranları bir ödül ceza yöntemi olarak kullanmaktan vazgeçin
submitted by psikiyatrist to u/psikiyatrist [link] [comments]


2019.08.08 21:00 kvp5111 Sosyal Medya ve Zihinsel Hastalıklar: Instagram ve Facebook

Sosyal Medya ve Zihinsel Hastalıklar: Instagram ve Facebook. Sosyal medyada kullandığımız ve filtrelediğimiz kelimeler gerçekten depresyonda mı yoksa narsist mi olduğumuzu öngörebilir mi? Öyle bakıyor …
En son kanıt? Stony Brook Üniversitesi ve Pennsylvania Üniversitesi’nden araştırmacılar, bir kişinin Facebook yazılarında kullandığı kelimeleri analiz ederek geleceğin depresyonunu doğru bir şekilde tahmin edebilen bir algoritma geliştirdi.
Aslında, bulgular dört özel kelimenin gelecekteki depresyon teşhisinin güçlü bir göstergesi olduğunu göstermektedir.

‘Dilsel Kırmızı Bayraklar’

Ulusal Bilimler Akademisi Bildirilerinde yayınlanan araştırmada, depresyona işaret edebilecek “dilsel kızıl bayrakları” tespit etmek için yeni geliştirilen bir algoritma kullanılmıştır.
“İnsanların sosyal medyada ve çevrimiçi olarak yazdıkları şey, tıpta ve araştırmada başka türlü erişilmesi çok zor olan bir yaşam yönünü yakalar. Bu, hastalığın biyofiziksel belirteçlerine kıyasla nispeten ele alınmamış bir boyut ”diyor Stony Brook Üniversitesi’nde bilgisayar bilimi profesörü yardımcısı olan H. Andrew Schwartz. “Depresyon, anksiyete ve TSSB gibi koşullar, örneğin, insanların kendilerini dijital olarak ifade etme biçimlerinde daha fazla sinyal bulursunuz” ( 1 )

4 Uyarı Kelimesi

Yaklaşık 1.2000 kişiyi inceleyen araştırmacılar, depresyon göstergelerini aşağıdakileri buldu:

Sosyal Medya ve Zihinsel Hastalıklar: Instagram ve Facebook. Sosyal Medya-Akıl Hastalıkları Bağlantısı

Diğer araştırmalar filtre seçimine odaklanmaktadır. Görünüşe göre, birinin seçtiği Instagram filtresi, bizi zihinsel durumlarına göre gösterebilir. EPJ Data Science dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre , sosyal medya ve akıl hastalıkları birbiriyle bağlantılı. Ve bir kişinin Instagram’da paylaştığı görüntüler (ve düzenlenme şekilleri) depresyon belirtileri hakkında fikir verebilir . ( 2 )

Çalışma

166 denekten 40.000’den fazla Instagram gönderisini inceledi. Araştırmacılar önce daha önce depresyon tanısı alan çalışma katılımcılarını tanımladılar. Sonra, insanların yazılarındaki kalıpları tanımlamak için makine öğrenme araçlarını kullandılar. Görünüşe göre, depresyonda olan insanların ve depresyonda olmayan kişilerin ne zaman yayınlandıkları arasında farklılıklar var.

Depresyonda olan insanlar,

depresyonda olmayanlardan daha az sıklıkta filtreler kullanma eğilimindeydi. Ve filtreleri kullandıklarında, en popüler olanı fotoğrafları siyah beyaza çeviren “Inkwell” idi. Fotoğraflarının içinde bir yüz bulunması daha muhtemeldi. Buna karşılık, depresyonsuz Instagrammers, fotoğrafları aydınlatan “Valensiya” görüntü filtresine kısmi idi.
Bu, araştırmacıların sosyal medyanın akıl sağlığında oynadığı rolü ilk kez incelemek değil. Sosyal medya toplumumuzda daha fazla oyuna girmeye devam ettikçe (en son ne zaman bir gününü Facebook / Instagram / Twitter / Snapchat’tan uzakta geçirdin?), Zihinsel sağlığımızdaki rolü de inceleniyor. Ve bazı bulgular, can sıkıcı. Sosyal medyanın akıl hastalıklarında oynadığı rolü kıralım.

Sosyal Medya ve Depresyon

Sosyal medya, depresyon duygularını daha da kötüleştirebilir. Aslında, bir çalışma, insanların aktif olarak daha fazla sosyal platformda yer almasının, kendilerini depresyonda ve endişeli hissetme ihtimallerinin daha yüksek olduğunu ortaya koydu. ( 3 ) İki veya daha az platformla sıkışan insanlar, zihinsel sağlık hastalığına ve platformlarda harcanan toplam süreye katkıda bulunabilecek diğer hususları kontrol ettikten sonra bile, yedi ila 11 farklı platformla uğraşanlara kıyasla, düşük bir depresyon ve endişe riski yaşadılar .
Yedi platform kulağa çok benziyor olsa da, Facebook, Instagram, Snapchat, Pinterest, YouTube, Twitter ve LinkedIn yedi taneye kadar ekliyor. Tinder gibi bir buluşma uygulamasında veya Kik ve WeChat gibi sosyal sohbet uygulamalarında atın ve birisinin bu kadar platformda nasıl olabileceğini görmek kolaylaşır.

Türkiye’de ki

gençlerin küçük bir çalışmasında araştırmacılar Instagram’ı, Snapchat’i yakından takip ederek depresyon, endişe, yalnızlık, uyku ve zorbalık gibi olumsuz duygularla en fazla ilişkili sosyal medya platformu olarak tanımladılar. ( 4 ) Her iki platform da, insanlar kendilerini başkalarıyla karşılaştırırken yetersizlik duygularını teşvik edebilen ve düşük benlik saygısını teşvik edebilen görüntülere yoğunlaşıyor.

Sosyal Medya ve Zihinsel Hastalıklar: Instagram ve Facebook. Bir başka çalışma,

Facebook kullanımının insanların anı nasıl hissettiğini ve yaşamlarından ne kadar memnun kaldıklarını olumsuz yönde etkilediğini buldu. İnsanlar iki hafta boyunca Facebook’u ne kadar sık ​​kullandıklarında, neden Facebook kullanıyorlarsa ya da Facebook ağları ne kadar büyük olursa olsun, yaşam doyumu düzeyleri o kadar azaldı. ( 5 ) Çalışma sadece iki haftaya baksa da, kümülatif yaşam memnuniyeti ücretlerinin aylar ve yıllar boyunca ne olacağını görmek ilginç olurdu.

Sosyal Medya ve Yalnızlık

Sosyal medya da dahil olmak üzere insanlarla iletişim kurmak için her zamankinden daha fazla yolumuz olmasına rağmen, özellikle yaşlı yetişkinler arasında yalnızlık artıyor. Yaşlı 45 ve daha yaşlı bir aarp çalışması bunlardan yüzde 35’i yalnız olduğunu ve yalnız katılımcıların yüzde 13’ü hissettim bulundu “artık interneti kullanan kişilerle iletişimde tutmak daha az derin bağlantıları var.” ( 6 )

Sırf arkadaşların

durumlarını sevmemiz veya tatil fotoğraflarını kontrol etmemiz, onlarla bağlı olduğum anlamına gelmez; Aslında, gönüllülük, hobi edinme ya da değer verdiğimiz kuruluşlara dahil olma gibi kişisel ağlar kurma etkinliklerine daha az zaman harcayabiliriz. Aslında, araştırmacılar buna yalnızlık salgını diyorlar – erken ölüm risk faktörünü obez olmaktan daha fazla ya da daha fazla arttırıyor. ( 7 )

Sosyal Medya ve Zihinsel Hastalıklar: Instagram ve Facebook. Etkilenen sadece yetişkinler değil.

İyi bilinen bir çalışma, cinsiyet, yaş ve algılanan sosyal destek gibi faktörleri kontrol ettikten sonra bile, bir ergenin Facebook ağı büyüdükçe, daha fazla günlük kortizol ürettiklerini buldu. Kortizol , stres hormonu olarak bilinir ve yüksek seviyeleri, diğer şeylerin yanı sıra, endişe ve uyku bozukluklarına neden olabilir. ( 8 ) Araştırmacılar, Facebook’taki arkadaş sayısının belirli bir noktaya kadar pozitif olduğunu, ancak daha sonra stres ve kortizol seviyelerinin devraldığı bir azalan geri dönüş noktasına ulaştığını teorik olarak belirlediler.

Sosyal Medya ve Narsisizm

Sosyal medya ayrıca narsisistler ve narsisistik eğilimleri olan insanlar için bir platform sağlar . İlginç bir şekilde, 2010’daki küçük bir çalışma, özsaygısı düşük narsisist kişilerin Facebook’ta daha aktif olduğunu buldu. ( 9 ) Bu, Facebook’a bağımlı olmanın, narsisistik davranışı ve düşük özgüvenini öngördüğünü gösteren başka bir çalışmaya paraleldir. ( 10 ) Bu insanların “egoyu beslemek” için sosyal medyayı kullanmaları ve ayrıca çevrimiçi geçerliliği olan düşük özgüvenli duyguları bastırmaları muhtemeldir. ( 11 )

Sosyal Medya ve Zihinsel Hastalıklar: Instagram ve Facebook. Sosyal Medya Sorunundaki Uyarı İşaretleri

Açıkçası, sosyal medya kullanan herkesin akıl sağlığı sorunu yoktur. Bazı insanlar en yeni kedi videolarını almaktan veya torunlarının fotoğraflarını görmekten gerçekten hoşlanıyorlar. Ama sosyal medyada gereğinden fazla önem verdiği varlık olabilir bazıları için bir sorun olabilir ve daha da kötüsü depresyon veya anksiyete gibi, ruh sağlığı sorunları yaratabilir. Bir sosyal medya sorununuz olabilir mi?

İşte bazı uyarı işaretleri:

Sosyal Medya ve Akıl Hastalıkları: Denge Nasıl Bulunur?

Uyarı işaretlerinde kendinizi tanıdınız mı? Sosyal medya yaşamınızda bir miktar denge bulma zamanı gelebilir. Özellikle bütün etkiler olumsuz olmadığı için kendimizi sosyal medyadan tamamen keseceğimizi düşünmek gerçekçi olmaz. Ne de olsa, uzun saçlı Chihuahuaları sizin kadar çok seven bir topluluk bulmak ya da onu zaten yaşamış olan insanlardan zihinsel sağlık sorunları da dahil olmak üzere zor konular hakkında bilgi edinmek harika.

Kendi evinizin rahatlığını korumak için lisanslı terapistlerle bağlantı kurabileceğiniz web siteleri bile vardır.

İnsanların filtre seçimi ile depresyon arasındaki bağlantıyı belirleyen araştırmacılara göre, bunların hepsinin parlak bir tarafı olabilir. Yoksul topluluklardaki depresif insanları hedeflemeye ve daha iyi yardım etmeye yardımcı olabilir. Araştırmacılar, “Yalnızca hastaların sosyal medya geçmişlerini paylaşmaları için dijital rızasını gerektiren bu bilgisayarlı yaklaşım, şu anda sağlanması zor veya imkansız olan bakım için yollar açabilir” dedi.
Sosyal medya ile daha sağlıklı bir ilişki geliştirmek için atmanız gereken bazı adımlar:

Bir alarm saati edinin.

Sosyal medya kullanımınızı ele almanın bir yolu, gerçek bir çalar saat kullanmaktır. Birçoğumuz, gece saatlerinde telefonlarımızı kolumdan uzak tutuyoruz çünkü onu çalar saat olarak kullanıyoruz. Ancak bu genellikle gece geç saatlerde kaydırma ve yataktan çıkmadan önce bir gecede ne olduğunu görmek için kontrol etmek anlamına gelir. Gece boyunca telefonunuzu kapatın ve eski bir alarm kullanın.
Bunun dışında, telefonunuzu yatmadan en az bir saat önce başlayarak uçak modunda tutun. Sabahları tekrar açmadan önce ne kadar süre gidebileceğinizi görmek için kendinize sorun. Alarmınız uçak modunda çalışacak, ancak duyulara saldırmaktan sosyal medyaya uyanmayacaksınız.

Ara ve arkadaşlarınla ​​buluş.

Çevrimiçi olarak arkadaşlarla “check-in” yapmak güzeldir, ancak bir süre içinde gerçek bir konuşma yapmadığınız arkadaşlarınız ve aileniz varsa, onları aramayı veya onları şahsen görmeleri için bir görüşme planlamanızı sağlar. Birinin durumunu beğenmek, gerçek hayattaki bir konuşmanın yerini alamaz. Aynı zamanda, tıpkı çevrimiçi paylaştığınız şeyleri küratörlüğünüz gibi, arkadaşlarınız ve aileniz de olabilir. Hakkında hiçbir şey bilemeyeceğiniz şeyler yaşıyor olabilirler, çünkü onlar hakkında herkese açık bir şekilde gönderiyorlar.

Çevrimiçi gördüğünüz her şeyin gerçek olmadığını unutmayın.

Filtreler ve kendini düzenleme ve esprili başlıklar harika görünüyor, ancak tüm hikayeyi anlatmıyorlar. Kendinizi başkalarıyla karşılaştırmamak zor olsa da, sosyal medyada gördüklerinizin birinin hayatının küçük bir parçası olduğunu ve genellikle olabildiğince harika görünmek için düzenlenmiş olduğunu unutmayın. Onların gerçekliği değil.

Haber Kaynağınızın Psikolojisi

“Ajansımızı elinden almak değil – dikkatimizi harcamak ve istediğimiz yaşamları yaşamak; Sohbetlerimizi yapma biçimimizi değiştiriyor, demokrasimizi değiştiriyor ve birbirimizle istediğimiz sohbetlere ve ilişkilere sahip olma yeteneğimizi değiştiriyor. Ve bu herkesi etkiler,”Tristan Harris, TED Chat’ta ilan Google’da eski bir in-house ahlâkbilimci‘Nasıl Minds Every Day.’Tech şirketler Kontrol Milyarlarca bir avuç ( 12) Teknoloji, beynimizin nasıl çalıştığının arkasındaki bilimi anlayarak dikkatimizi çekecek ve tutacak şekilde tasarlanmıştır ve bunu yönlendirir. Tristan’ın belirttiği gibi, teknoloji tarafsız değildir. Eski Google etmeni, Facebook’un artık bizi internet ile bağlantımızı kesmeye ve çekmemeye çalışmadığı ve bunun yerine arkadaşlarınızla gerçek hayatta bağlantı kurmanıza yardımcı olacak bir sosyal medya platformu hayal etmeye çalıştığı bir alternatif düşünmeye çağırıyor.

Bu platformların

topluma yol açtığı zararı uyandırmak, eski Google ve Tristan gibi eski Facebook çalışanları da dahil olmak üzere teknoloji uzmanları, İnsani Teknoloji Merkezi’ni oluşturmak için bir araya geldiler . Grup, sosyal medya ve diğer sosyal medya tehlikelerinin yoğun kullanımının bir yan etkisi olarak öğrencileri, ebeveynleri ve öğretmenleri depresyon hakkında eğitmeyi amaçlayacak “Teknik Hakkında Gerçek” adlı bir kampanya planlıyor. Ekip, gençleri eğitmeye ek olarak, farklı teknolojilerin sağlığa etkileri ve daha sağlıklı ürünler üretme yolları hakkında veri göstererek, geliştirdikleri programlar hakkında endişe duyan mühendislere kaynaklar sağlamak istiyor.

Grubun planları

arasında büyük teknoloji şirketlerinin gücünü azaltmak için yasalar için lobi çalışmaları da yer alıyor. İki örnek, teknolojinin çocukların sağlığı üzerindeki etkisi üzerine araştırmaları yapacak bir tasviri ve dijital botların tanımlanmadan kullanılmasını yasaklayacak bir tasviri içermektedir. ( 13 ) Sosyal medya alışkanlıklarınızı değiştirmek kendi içinizden gelmek zorunda kalsa da, daha insancıl teknoloji, bu uygulamaları ve web sitelerini, sayfa üzerinde tutmak için sinyallerle sürekli mücadele etmeden kullanabilmeniz için daha sağlıklı yollar sunar ve Çocuklarımızın ruh sağlığı ve stres düzeyleri.

Sosyal Medya ve Akıl Hastalıkları Üzerine Son Düşünceler

Mutlu kaydırma!

Oku Sonraki: Psikotropik İlaçlar Nelerdir? Çeşitleri Tarihçesi ve İstatistikleri

submitted by kvp5111 to u/kvp5111 [link] [comments]